BAĞLANTILARIM
Google

• 20/5/2009 - ÜZGÜNÜM(((

Kategori: BAKIS


     Bir güzel insanımız daha melek olmayı tercih etti.Onu ilk tanıdığımda hastalığımın teşhisi yeni konmuştu ve ben nasıl davranacağımı,nasıl bir yol izlemem gerektiğini bilmiyordum.birilerinin tavsiyesi ve benim araştırmalarım bana onu işaret etti,randevu aldım ve gittim.Muyenehane denemeyecek,değişik,ilginç,güzel bir odaya girdim,her tarafta türk motifleri ile süslü objeler,muhteşem oyalar,yemeniler,bir kaç yerde nefis işlemeleri olan testiler ve yerde türk motifli kilimler vardı.O kadar ilgimi çekmişti ki,onun içeri girdiğini bile farketmedim inanın.Ve kapıdan odadan da güzel,bir o kadar sade bir yaratık girdi.Odanın havası değişti sanki girişi ile,öyle bir enerjisi vardı bu güzel meleğin.O zamanlar henüz şimdiki gibi yaptıkları ile bilinen biri değildi,yolunun başında güzel mi güzel bir doktordu işte.Ama insan olmanın bütün özelliklerini taşıyan bir doktor.Benimle uzun uzun sohbet etti,ne sordu isem benim anlayacağım bir şekilde,hiç büyütmeden,sanki bir konu üzerinde iki dost sohbet eder gibi anlattı,aydınlattı,bütün röntgenlerime,tahlillerime,biopsilerime tek tek,uzun uzun baktı,nelerin yapıldığını,eksik bir şeylerin olup olmadığını araştırdı.Kendimi öyle rahatlamış ve iyi hissettim ki yanında,o uzun ve sancılı süreç bitti gibi oldu:))Ofisinden ayrılırken kırk yıllık dost gibi yanaklarından öptüm,o da beni öptü,sekreterine ücreti vermeye kalktığımda ise yanımıza gelip gerek olmadığını söyledi.Ama olmaz dedim,o kadar zamanınızı aldım...Bana onun hastası olmadığımı,sadece fikir almak,aydınlanmak için geldiğimi,bu yüzden de hiç bir borcumun olmadığını söyledi.Ben onun sayesinde iyi doktorların da var olduğunu,insan olanın her meslekte,yaptığı her şeyi,insanı öne çıkararak yapacağına inandım.Sonraki yıllarda gazetelerde Cüzzamla alakalı başarılarını,hastalarını nasıl motive ettiğini okudukça,etrafımda bulunanlara''işte bu yalan haber değil,o gerçekten de böyle biri''dedim hep.Bir daha hiç yolumuz kesişmedi ama ben onu hep yüreğimin bir yerinde sakladım.Daha sonraları da herkesin bildiği konulardaki başarıları süsledi gazete yapraklarını,her elini uzattığı konu onun başarısı olarak geçti tarihine.....
     Ve bu güzel kadını,bu güzel insanı bu gün yolcu ettik.Allah yolunu açık etsin.Umarım orada karşılaşır ve tekrar sohbet etme imkanını buluruz diliyorum.Onun ölümüne değil,(o acılarından kurtuldu)onsuz kalışımıza üzüldüm..............



Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/4/2009 - MELEKLER SİZİNLE OLSUN.(iyi olanlar:)))

Alıntıdır.

Açığa Vurma Meleği : Gabriel

Adalet Meleği : Tsadkiel & Azza

Ağaç Meleği : Maktiel

Ahlak Meleği : Mehabiah

Akrep Burcu Meleği : Sosol, Richol &
Saissaeil

Alacakaranlık Meleği : Aftiel

Alev Meleği : Uriel

Alın Yazısı Meleği : Manu

Aslan Burcu Meleği : Ol, Sagham & Seratiel

Aşk Meleği : Theliel, Rahmiel, Raphael & Donquel

Balık Burcu Meleği : Pasiel

Balıkların Meleği : Gagiel, Arariel & Azareel

Başak Burcu Meleği : Voel, Iadara & Schaltiel

Bereket Meleği : Samandiriel, Samandriel, Yushamin, Anahita, Gabriel, Güneş ile Başak Burcunun Melekleri, Meleklerin Kraliçeleri ve Wicca Olarak Da Bilinen Bayan.

Bildiri Meleği : Sirushi

Bilgelik Meleği : Zagzagel & Metatron

Bilgi Meleği : Raphael

Bitki Meleği : Sachluph

Boğa Burcu Meleği : Bagdal, Araziel, Tual & Asmodel

Cazibe Meleği : Tablibik

Ceza Meleği : Phanuel

Çocuk Düşürme Meleği : Kasdaye

Çöl Meleği : Orifiel

Dağ Meleği : Rampel

Deniz Meleği : Tamiel, Rampel & Rahab

Deprem Meleği : Rashiel

Dolu(Fırtınaları) Meleği : Baradiel, Nuriel & Yurkami

Dostluk Meleği : Mihr

Dua Meleği : Akatriel, Gabriel, Metatron, Raphael, Sandalphon, Sizouse & Michael

Dürüstlük Meleği : Michael

Düzen Meleği : Sadriel

Embriyo Meleği : Sandalphon

Eziyet Meleği : Aftemelouchos

Gebelik Meleği : Sinui & Sinsuni

Gece Meleği : Leliel, Metatron & Lailah

Gelecek Meleği : Teiaiel & Isiaiel

Gerçeklik Meleği : Amitiel, Michael & Gabriel

Gizem Meleği : Raziel, Gabriel & Zizuph

Gizli Şeyler Meleği : Satarel & Gethel

Gökgürültüsü Meleği : Ra'miel & Uriel

Gökyüzü Meleği : Sahaqiel

Gurur Meleği : Rahab & Satan

Gözyaşi Meleği : Sandalphon, Cassiel

Güç Meleği : Afriel & Raphael

Güçsüzlük Meleği : Amaliel

Gün/Günışığı Meleği : Shamshiel

Güneş Diski Meleği : Galgaliel

Güneş Işınları Meleği : Schachlil

Günışığı Meleği : Shamshiel

Hafıza Meleği : Zachriel, Zadkiel & Mupiel

Hava Meleği : Chasan, Casmaron, Cherub & Iahmel

Hayvan (Evcil) Meleği : Behemiel & Hariel

Hayvan (Vahşi) Meleği : Thegri (Thuriel), Mtniel, Jehiel & Hayyal

Hazine Meleği : Parasiel

Hesap Meleği : Butator

Işık Meleği : Isaac, Gabriel & Jesus

İcat Meleği : Liwet

İkizler Burcu Meleği : Sagras & Saraiel

İlerleme Meleği : Raphael

İnsanlık Meleği : Metatron

İtaat Meleği : Sraosha

İyileştirme Meleği : Raphael, Suriel & Assiel
Kader Meleği : Oriel & Manu

Kahramanlık Meleği : Narsinha

Kaos Meleği : Michael (nerede kaos varsa orası karanlıkla eş tutulur ve karanlık da ölümle, ondan sonra kaos meleği Satan olur)

Kar Meleği : Shalgiel & Michael

Karanlık Meleği (Karanlığın Prensi/Ölüm Meleği) : Belial, Bernael, Haziel, Beliar, Satan vs..

Kargaşa Meleği : Mehuman, Biztha, Barbonah, Bigtha, Abatha, Zethar & Carcas

Kasırga Meleği : Zaafiel

Kavrama Meleği : Lailah

Kehanet Meleği : Eistibus

Kısırlık Meleği : Akriel

Kıyamet Günü Meleği : Orifel, Anel, Zachariel, Raphael, Samael, Michael, Gabriel & Aziz Assisi Francisi

Kızgınlık Meleği : Ksoppghiel

Kin Meleği : Beliel & Mastema

Koç Burcu Meleği : Aiel & Machidiel

Korku Meleği : Yrouel & Morael

Kova Burcu Meleği : Ausiel & Tzakmaqiel

Kötülük Meleği : Satan, Malach Ra, Mastema, Bernael, Beliar & Ahriman

Kumru(Güvercin) Meleği : Alphun

Kurtarma Meleği : Uriel

Kurtuluş Meleği : Pedael

Kuşların Meleği : Arael & Anpiel

Kutsal Ruhlar Meleği : Gabriel

Kuvvet Meleği : Zeruch, Seruel & Cerviel

Kuyruklu Yıldız (Meteorlar) Meleği : Zikiel & Akhibel

Kuzey Rüzgarı Meleği : Chairoum

Küçük Kuşlar Meleği : Tubiel

Merhamet Meleği : Raphael

Merhamet Melekleri : Rahmiel, Rachmiel, Gabriel, Michael, Zehanpuryu, Zadkiel & St Francis of Assisi

Meyve(Ağaç) Meleği : Sofiel. Alpiel, Serakel, Ilaniel & Eirnilus

Mutluluk Meleği : Gabriel & Raphael

Müzik Meleği : Israfel & Uriel

Nasihat Meleği : Phaldor

Nehirler ve Akarsular Meleği : Trsiel & Nahaliel

Oğlak Burcu Meleği : Casujoiah, Sagdalon & Semaqiel

Orman Meleği : Zuphlas

Öfke Meleği : Af

Öğle Vakti Rüzgarı Meleği : Nariel

Özgür İrade Meleği :: Tabris

Pişmanlık Meleği : Shepherd, Michael, Raphael, Suriel, Salathiel & Phanuel

Rahim Meleği : Armisael

Rüya Meleği : Dumah & Gabriel

Sabır Meleği : Achaiah

Saflık Meleği : Tahariel

Sağlık Meleği : Mumiah & Raphael

Savaş Meleği : Michael, Gabriel & Gadriel

Sebze Meleği : Sealiah & Sofiel

Sessizlik Meleği : Shateiel & Dumah

Sıkıntı Meleği : Mestema (Kötülüğün Prensi- fallen angel- Satanla eş tutulmuştur)

Simya ve Mineral İlimleri Meleği : Och

Su Böcekleri Meleği : Shakziel

Su Hayvanları Meleği : Manakel

Su(Dünyadaki) Meleği : Tharsis, Arariel, Talliud, Phul, Michael & Anafiel

Şans Meleği (Kumar Oyunlarında) : Barakiel, Uriel & Rubiel

Şarkı Meleği : Radueriel, Israfel & Uriel

Şiir Meleği : Uriel, Israfel, Radueriel & Phoenix

Şimşek Meleği : Barakiel & Uriel

Takım Yıldızları Meleği : Kakabel & Rahtiel

Tan(Şafak) Meleği : Gnosticism'de, İsyandaki Ejderle Bağdaşan Şafak Meleği, Satan Ve Luciferi Tanımlamak İçin De Kullanılırdı.

Tanrının Meleği : Uriel

Tarım Meleği : Risnuch

Tatlı Kokulu Otların Meleği : Arias

Terazi Burcu Meleği : Jael, Hadakiel & Zuriel

Toprak : Ariel

Toz Meleği : Suphlatus

Tutku ve Rüyaların Meleği : Gabriel

Uçurum Meleği : Zarobi

Umut Meleği : Phanuel

Unutkanlık Meleği : Poteh & Purah

Uykusuzluk Meleği : Michael

Uzun Yaşam Meleği : Seheiah, Mumiah & Rehael

Verimsizlik Meleği : Akriel

Yağmur Meleği : Matriel, Matarel, Matariel, Ridya & Zalbesael

Yaradılış Meleği : Orifel, Anael, Zachariel, Samael, Raphael, Gabriel & Michael

Yardımseverlik Meleği : Zadkiel, Hasdiel & Achsah

Yargı Meleği : Gabriel, Zehanpuryu & Phalgus

Yasadışılık Meleği : Beliar & Matanbuchus

Yay Burcu Meleği : Ayil, Adnachiel & Sizajasel

Yengeç Burcu Meleği : Cael



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/2/2009 - SEVGİ ÖDÜLÜ.

Kategori: GUZELLIK

Seyvgili arkadaşım beni bu ödüle layık görmüş,öncelikle ona çok teşekkür ediyorum.Fakat bu hediyeyi alan aynı şekilde yollamalı imiş:)).Sevgi adına yapılan herşey,insanların yüreğinde bir sıcaklık yaratır,bu yüzden,bu tarz etkinliklerde cahil ve yabancı olsam da,devamını getireceğim.Sağ ol arkadaşım,var ol.Yapmam gerekenler ise şöyle;beni ödüllendiren blog'un
 link'ini vermek,ödül vereceğim blog'ların link'lerini vermek ve bu arkadaşları haberdar etmekmiş.Bana bu ödülü layık gören blog'cu arkadaşım http://gulgununmutfagi.blogcu.com/,şimdi işin en zor kısmı ve galiba

bunu yapamayacağım.İki,üç kişiyi seçemem,girdiğim,bir şekilde dialogda bulunduğum bütün blog kardeşlerimi seviyorum,nasıl ayırayım şimdi?Kiana'yı,Cali'yi,Barış'ı,Zehra'yı,Kaptan'ı,Birdirbir'i,Gülgün'ü,Sessizsolfej'i,Füsun'u,Ataberk'i,Onur'u,Akınolgun'u,Bilinen'i,bilinmeyeni:))yav o kadar çok ki sevdiğim blog ve blog'cu.Ben bütün arkadaşlarımı seviyorum.Bu yüzden  hala buradayım ve hiçbirini öbüründen ayıramam,hepsinin bende hatırladığım bir çok güzel anısı var.Seçemem gülgün'üm.Hepsine gitsin,gelen okuyan alsın,yapmayan yapmasın vs. vs.:))))Kalın sağlıcakla...


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 30/1/2009 - Bence....

    Sevgili blogum,sana kendi fikirlerimi yazmayalı çok oldu,son zamanlarda fikir üretmek yerine,seyretmeyi seçtim kendime.Bu gün olan bir olay seyretme halinden çıkıp biriktirdiklerimi dökme isteği uyandırınca,durmadım ve işte yazıyorum.Ülkemizde ve bir çok ülkede konuşulan bir güncel görüntü vardı tv'lerde.Düşünüp duruyorum,eviriyorum,çeviriyorum yok ,olmuyor.Resimdeki bir şeyler yanlış geliyor bana.Epeydir dünya gündeminin ana başlığını kriz ve İsrail-Filistin çatışması dolduruyor bildiğiniz gibi.En son haber ise sayın başbakanımızın Davos'taki çıkışı.Çok şaşırdım,daha sonra halkımızın(ya da bir şekilde ulaşılıp çağırılan)havaalanında başbakanlarını  savaştan dönen komutan gibi karşılamaları...Biz gerçekten böyle mi bakıyoruz,bu muyuz biz,ben orada beni temsil eden kişinin o cümleleri sarfetmek için gösterdiği kararlılığı,isterdim ki zeka ile kurulmuş bir planın akil ile yoğrulup karşısındakinin inanılırlığını ve haklı görünme çabasını yerle bir etsin,ve ertesi gün bu olayın şaşkınlığındaki medya''zekanın gücü''gibi bir başlık atsın.Orada bütün medyanın gözü önündeki bir program nasıl kullanılabilirdi sizce?Mahalle kabadayısı tarzındaki bir giydirme polemiği olarak mı,bir ülkenin zeki,akıllı ve haklı bir temsilcisi olarak mı?Ona  çok ta kızamadım,(hoş ben kimseye kızamam,sebep bulmaya çalışırım naçizane)şöyle ki,biz aileler çocuklarımızı nasıl büyütürüz diye düşündüm,evde,akşam,aile odada oturmakta,ya da gündüz,evin annesi,evi toplamakta,ya da misafir ağırlamakta,çocuk kendi kendine ya da arkadaşı-kardeşi ile oynuyor,oyuna kaptırıp gürültü düzeyini arttırsa biraz,hemen bir gürleme duyulur önce anne ya da babadan,onu gürültü yapmaktan men etmek için,daha büyük bir gürültü çıkarır kendileri.Bu hep böyle sürer gider.Çocuk bundan şu sonucu çıkarır korku ile birlikte''güçlü olan haklıdır .''Büyüdüğünde o da başkalarının karşısında aynı tepkiyi verir,susar susar ve birden patlar,bu patlama karşısındakini en azından ilk anda susturabilir,hele de kendinden daha güçsüz ise bağırılan kişi,ilk an için işe yarar.Ta ki,bir gün öteki patlayana kadar ama,ya da o bağırır,öbürü cevap verir,gerisini tahmin edersiniz.Bu mudur çözüm sizce?Bu tepki sorunu çözer mi,yoksa daha büyütüp,büyütüp bir gün bir dağ gibi olmasına mı yol açar?Yanlış şeylerin bize iyi birşey gibi sunulması beni irrite ediyor.Vaaay Türkiye başbakanı,İsrail başbakanını nasıl da benzetti tarzı bakış açısı doğru mudur?
    Ben duyguları kullanma alanlarını bilirim(zaten istemesek de onlar çıkarlar,başka türlü ilişkiler yürümez).Bunların arasında devlet yönetmek var mıdır?Davostaki başkanlar ve bulunanlar çok doğal olarak hala şaşkındırlar eminim,ilk kez karşılaştıkları bir kapris şoka sokmuştur hepsini:)))ben inanamayarak baktım.Peki bu bizim gözümüzde nasıl bir artı puan oluyor?İşte o benim için bir muamma.İsterdim ki,konuşma hakkı için verdiği mücadelenin ardından öyle şeyler söylesin ki,herkes ne cevap verip te kendini savunacağını şaşırsın,ve bunu öyle vakur yapsın ki,herkes gıpta ile baksın,ardından da oturup beklesin,eserinin sonucunu ve oradan savaşı kazanan komutan gibi,düşündüklerini akil yolu ile kabul ettirip,karşısında eğsin oradakileri.Oysa ki oradakiler sadece oyunda yenilgiyi kabul etmeyip olay çıkaran bir çocuk gördüler ve buraya bu çocuğu kim soktu şaşkınlığı ile kalakaldılar.
    Ben bu şaşkınlığı yaşarken,tv'de onu karşılamak için havaalanına koşan ve sloganlar atan bir grubu gösteriyorlardı,daha da şaşırdım,neyi alkışlıyoruz,çocukluğumuzu mu?
     En  kaldıramadığım ise,şu oy avcılığı denen oyunlar,bize halk olarak nelere mal olduğunu umursamayan,şerefimizi,onurumuzu ayaklar altına alan zavallı oyunlar.Bir halk nasıl onursuzluğa,şerefsizliğe alıştırılır,nasıl dilenci bir halk yaratılır,bunları seyrediyorum epeydir.Halkına iş yerine rüşvet dağıtan,rüşvetin karşılığını oy ile alan bir devlet ve o devletin artık yüzü kızarmayan vatandaşları.Bu mudur Türklük arkadaşlar,ya da insanlık?Suç oranı ve fakirlik oranı hızla artarken ve birilerinin cebi(o birilerini bir Türkiye daha olsa kaldıramaz)dolarken,konuşmanın,fikir,düşünce üretmenin hatta sevdiklerimizle konuşmalarının bile kısıtlandığı ülkemde kızım bana bunları sakın yazma anne diyor......Ağlıyorum...
    Gözümüzü boyayan bir iki kale ve üst-alt geçitle işi bağlayabilen,varoşların bir kiremitini bile değiştirmekten imtina eden(çünkü oy için öyle kalmaları gerekiyor ve ihtiyaç içinde olmaları,böylece bir kilo nohut bir oy oluyor çünkü).......
    Ve İsrail ve filistin ve çatışmanın çatışmaktan savaşa dönmesi,çok acı geliyor bana.Ama öyle yerde gördüğüm iki çocuk ölüsüne timsah gözyaşı değil söylediğim,yüreğimi burkan bir acı,hala insan olamamışız düşüncesinin yarattığı sızıdan bahsediyorum,ben şöyle bir şey gözlemledim;bu çatışma döneminde bir şekilde aynı mekanda olduğum herkesin konusu buydu,şöyle bir tablo ile ama,ortada yemek masası,bir yandan yemek yeniyor,bir yandan açık tv'de ölümler ve insanlar ''ya ben çok üzülüyorum,şu israili yok etmek geliyor içimden''......diyorlardı kısaca....Aile toplumun aynasıdır,değil mi?(((..Ben böyle üzülmedim.Bu durum bütün ülkelerin tarihinde şu veya bu nedenle yaşanmış bir savaş gerçeğidir,ben savaş olmasın diyenlerdenim.Ölenler için değil,kimse zamanından önce ölmez  çünkü ,inancı bütün insanlar için ölüm saati,aldığımız nefes sayısı yazılıdır,bunu hiç bir gerçek değiştiremez ve böyle ölümler topluma ders olarak yazılır kişinin alnına,evet resim acıdır,ama daha acısı o resmin altındaki toplumsal dersi almamaktır.Evet elimizden geleni yapmalıyız,orada yaşam savaşı verenlere,dili,dini ne olursa olsun hem de,elimizden geleni yapmalı,savaşı durdurmak için beynimizle,yüreğimizle savaş vermeliyiz insan isek eğer.yoksa oradakilere üzülmüş gibi yapıp,vicdanımızın ne kadar çok olduğunu göstermek değildir yapılması gereken..Bir şey merak ediyorum alttan alta;acaba orada vurulup yerde yatanlar yahudi olsa idi,bu kadar üzülürmüydük(üzüntümüzü de sorguluyorum ama),ben üzülürdüm.Yahudi,hiristiyan,müslüman ayırmazdım,bilirdim ki,herkesi Yüce Yaratan yarattı ve muhakkak ki bildiği bir gerçek vardı,onun ayırmadığını ben nasıl ayırırım ki?(benim ülkemde daha yenilerde durduk yere yahudi diye,ya da düşündü diye,o düşünceyi yada o dini beğenmeyenlerce öldürülürken,pek az insanın sesi duyuldu)
    Üstelik benim ülkemde yapmaya,uygulamaya çalıştıkları politikaları da bilmeme rağmen,değerli bölgelerimizde toprak al(ama)ma çabalarını,bize dayattıkları en ufak zararı kısırlık olan tohumları,yaratılan kaos ortamının bir şekilde onlarla ilişkilerini de bilirim.Ve onlara değil bize şaşarım,neden kabul ediyoruz diye,hatta bir de dayatıyoruz köylümüze,kullanmazsanız bu tohumları ceza alırsınız diye,ama kızamıyorum,onlar akıllı da biz neden aptallık yapıyoruz.
    Küçücükken ve babam sağken benim tek arkadaşımdı,hastalığından dolayı evde olduğundan bana da onunla ilgilenmek düştüğünden,aramızda çok kuvvetli bir bağ oluşmuştu,onunla oynar,onunla paylaşır,onunla uyur,onunla kalkardım.o beni kollar ben de güya onu kollardım.Evde,dışarda,okuduğumuz kitaplarda gördüğümüz her şeyi yatırırdık masaya,en sevdiğim şey,eksik zannettiğim görüşlerini çürütmeye uğraşmaktı,''ama şöyle olmuştu''diye başlar ve konu hakkında kendi görüşlerimi sunardım,dinlerdi ve susardı,ertesi gün kahvaltı masasını hazırlardık birlikte ve oturduğumuzda bunu gündeme getirir ve cevaplardı akşamki sorumu.Ben nasıl da farketmedim'in utancı ile ona başka kapılar açmaya çalışırdım,o ise gülümseyerek bana yeni sebepler getirirdi.Bu aramızdaki en güzel oyunlardan biriydi ve ben her seferinde yenik ama biraz daha aşık sarılırdım babama.Şimdi kendime bakıyorum da,ben aynı şeyi yapar olmuşum,bir şey sorduklarında çocuklarım veya birileri,üzerinde düşünüp,yeni baştan gözlemler yapıp,sonra cevaplıyorum konuyu.Her şeyin bin yüzü olduğunu,bakabildiğin her yüze bakmadan sonuca varmanın yanlış olduğunu o zaman öğretmiş bana babacığım ben farketmeden:))
   Biliyorum ki birileri sevmeyecek bu söylediklerimi,birileri de alkışlayacak,hepsi başım üstüne,benim gibi düşünenler gül goncası da ötekiler diken değil,herkes kendi öğrendikleri ve yaşadıkları ışığında şekillenir,bilirim.Ama yine bildiğim o ki,kendi gibi düşünmeyenlerin ölüm fermanını veren insancıklar da var bu dünyada,beynine bir bilgi koymayı tembellik sayar da,adam öldürmeye cihat der.Beğenen de,beğenmeyen de başım üstüne,ama saygı ve sevgi ile,laf geçirmek için,küçücük beyinleri ve at gözlükleri ile değil,sadece bir fikri olduğu için söylesin söyleyeceğini.
   En önemlisi sevgili yaratılanlar,düşünün,beynimiz kafatasımızın içine sadece organlarımızı düzenlemek için konmadı.Düşünmek,üretmek insanı hayvandan ayıran yegane şeydir.Ne kadar yasaklanırsa yasaklansın,ne kadar engellenirse engellensin,düşünün,ancak böyle aydınlığa çıkarız,oynanan oyunları görmek için bile beynimizin düşünüyor olması gerekir,sevmek için,dünyadaki oluşumuzu anlamak için,kısacası her şeyin başıdır düşünmek ve düşünmek kadın için sadece örgü modeli yaratmak değildir,tabi ki bu da gereklidir,ama özellikle biz,kadınlar,dünyaya insan üreten,onları yetiştirme görevini almış kadın genel adı altındaki insanlar,özellikle bizim bunu yapmamız gerekmez mi?Düşünmeyen,gelişmeyen bir beyinle nasıl bir toplum yaratırız biz?
    Yeter bu kadar,yeni baştan,yeni baştan aynı buruk tat acıttı beni.Beynimin çalışma hızına,elimin yazma yeteneği yetmiyor.Ve ha bire şunu da bunu da yaz diyen bir iç sesle savaşmak yordu beni.Ben yine sessizliğimin sesine kulak vereceğim.Biraz da siz düşünün.......
  



Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/1/2009 - KAHVE FİNCANI

 Alıntı.

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

'Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

Kekeleyerek: 'Nasıl? Anlayamadım?' diyebildi yaşlı kadın.

'Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

'Yeter! Lütfen dur artık!' diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve; 'Daha değil!' diye cevapladı beni.

'Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

'Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!'

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

'Henüz değil!'

'Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek'

Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

'Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!'

'Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve 'Daha değil!' diyordu.

'Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

'Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

'Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!' dedim. Onun cevabı ise aynıydı: 'Henüz değil!'

'Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. 'Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!' diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. 'Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!' diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine 'Daha değil!' diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

'Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

'Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?'

Ona 'Evet' dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve 'Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.'

'Evet bu sensin!' dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.

Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.'

Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

'Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

Bana zarar vereceğini düşündüm.

Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

Teşekkür ederim.'

* * * * * *

Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir.



Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/1/2009 - YOLU YARILAYAN KADINLAR

Kategori: BAKIS

ALINTI

Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir.
Onunla olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
Yaş otuz beş yolun yarısı eder, deyince şair, yolu yarılayan kadınlar gelir aklıma..
Ne aradığını yada ne aramadığını bilen kadındır.
Aşkı sevdayı mutlaka tatmış olanlar..
Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir.
Aslında aşkında aşksızlığın da kokusu, bu kadınlara sizden önce gelir.
Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.
Akıl ve bedenle girdiği ortama renk ve ışık verir.
Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir. Sevgisinde de öfkesinde de cömerttir.
Evet anlamına gelen kadınsı hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir.
Erkeğin ne ardından gelir nede ilerisinde olmak için didinir. Yan yana can cana duruşlar tercihidir.
Bazen bir anne şefkati bazen bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.
Onunla birlikte olması gereken erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilirler.
Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi erkeğin ona sunacağı sevgi değildir.
Mutluysa kahkahalar atar, sebebi dikkat çekmek değildir.
Seviyorsa da kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizlik değildir. Üzgünse omuz arar, destek istemesi çaresizliğinden değildir.
Suskunsa sebebi vardır. Kendi haline bırakılması gerekir.
Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir. Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır.Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur.
O verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp, kendi yolunu tutmuştur. Her gidişi kadını daha kadınlaştırır.
Gidenin ardından bakacak kadar hayatın uzun olmadığını anlamıştır.
VE GİZEM BİR KADINA EN ÇOK BU YAŞLARDA YAKIŞIR. . .




Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/1/2009 - MUTLU YILLAR...(herkese)

Kategori: BAKIS

Belki bu yıl çok şeye kızdın...delirdin...kırdın...
Belki kendinden ödün verdin...savaştın...tek kaldın...
Belki aşık oldun...belki sevildin...
Belki terk edildin...
Belki çok para kaybettin...
Belki işinden oldun....
Belki;ne yapıyorum ben yaa;cümlesini ard arda kurdun...
Her ne yaptıysan yaptın...
BİTTİ....
Bu çok güzel bir yıl olsun tamam mı?
Buna sen de gayret et...
Çıkardığın dersleri unutma...
Gülmekten yanakların çatlasın...
Paranı koyacak cüzdan bulama...
Bankalar ''yatırım''hesabın için telefonlarda kalsın...
Sağlık bedeninden aksın....
Aşk kalbini patlatsın:))
Başarıların dillerde dolaşsın...
Yastığa koyduğun kafanda''huzur'a''daha fazla yer kalsın...
Bunu bu yıl da unutma...
Her şeyde öte bir tek ''sen''varsın....
MUTLU YILLAR.....



Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/1/2009 - MUTLU YILLAR

Kategori: BAKIS
 Evet,bu sene ertelemeyelim kendimizi,yapmadığımız ne varsa artık yapma zamanı diyelim ve başlayalım.Hiç bir gün bir daha geri dönmüyor ve her giden sene bizim için artık yok.Bu gün yarın derken o kadar erteledik ki kendimizi,artık yeter diyelim,hatırlayalım ki;bizde bu dünyadayız ve kendimize ait de sorumluluklarımız var.Yaratan bizi sadece yatıp,kalkıp,yeyip,işe gidip,çocuk büyütmek için yaratmadı,kendimiz için de sorumluluklarımız var ve ertelediğimiz her şey birer kayıp.Bu sene bizim yılımız olsun.Böyle diliyorum:)))OLSUN......


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/12/2008 - 30 GÜNDE MUCİZELER(son)

21 nci Gün – Yapma Hali

 

Bize insan varlıkları olduğumuz, insanın yaptıkları şeyler olmadığımız hatırlatılır ve günlük yaşamımızın çoğunu bir şeyler yaparak geçiririz. Ama gerçekte ne yapıyoruz? Sadece meşgul müyüz, yoksa yaptığımız şeylerin bir amacı var mı? Yaşamımızdaki herhangi bir gereksinimi ya da arzuyu gerçekleştiriyor mu, yoksa sadece zamanımızı yoğun işlerle mi dolduruyoruz? Bir an durup zamanımızı nasıl geçirdiğimizi, neler yaptığımızı gözden geçirirsek, zamanın çoğunu odaklanılmamış yoğun işle harcadığımızı görürüz. Yaratmayı istediğimiz mucizeler ile ilgili yapma halimize odaklanabilir miyiz?

 

Bugün, zamanınızı harcadığınız şeylerin listesini yapın. Şimdi mucizeler listenize bakın. Yaptığınız şeylerin ne kadarı mucizelerinizi destekliyor? Eğer desteklemiyorsa, mucizelerinizi yaratmak için daha fazlasını yapmayı taahhüt edin. Yeni bir ev istiyorsanız, yakın çevrenizdeki evlere bakıyor musunuz? Yeni bir iş istiyorsanız, şirketleri inceleyip onlara CV nizi gönderiyor musunuz? Hatırlayın, siz birlikte – yaratıcısınız ve yaptığınız şeyler enerjinizin mucizelerinizin akmaya devam etmesi için önemlidir ve bu aldığınız rehberliği izlemeyi kapsar.

 

22 nci Gün – Davranma Hali

 

Herhangi yeni bir sürecin başlangıcı, ne yaptığımızı bilmediğimiz ve öğrenmek için önemli bir zaman harcadığımız bir periyotla işaretlenir. Öğrenme sürecinde, yaptığımız şeye aşinalığa erişmek için gerekli olan yeteneklere ve anlayışa aşina oluruz. Mucizeler yaratmak da aynı şekildedir, bu yeni bir süreçtir ve bu yeni yetenekleri öğrenerek bir zaman harcamalıyız. Ancak mucizeler ile bizler sadece sahip olduğumuzu unuttuğumuz bir güce yeniden bağlanıyoruz. Böylece yaptığımız şeyi biliyormuşuz gibi davranabiliriz, çünkü ruhumuzda yaptığımız şeyi biliyoruz, mucizeler zaten gerçekleşmiş ‘gibi’ davranırken zihnimize onu yakalamak için zaman veriyoruz, çünkü Evrende mucizeler zaten önceden gerçekleşmiştir.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, kendinizi mucizelerinize zaten sahipmişsiniz gibi davranma haline koymak için neler yapabilirsiniz? Mucizeleriniz şimdiki anda gerçekleşirken görebilir misiniz? Mucizelerin, onları istediğimiz anda gerçekleştiğini hatırlayın, realitemizde ortaya çıktıkları zaman değil. Mucizelerinizi almış olduğunuzda yapmış olacağınız gibi, pozitif, inanmış, kendinden emin ve mutlu olabilir misiniz? Sürece yardımcı olmak için, mucizeler zaten gerçekleşmiş ‘gibi’ davranın, çünkü evren’in gözünde onlar gerçekleşmiştir.

 

23 ncü Gün – Mucize Zihin Hali

 

Mucizeler, niyetiniz ve düşünceleriniz birlikte çalıştığında gerçekleşir. Niyet, yaratıcı enerjiniz için arzu ettiğiniz form veya sonucu oluşturma sürecidir; düşünceleriniz enerjiyi ileri doğru sevk eden yakıttır. Uyum içinde birlikte çalışan düşüncelerin ve niyetin kombinasyonu olmadan, mucizeler yaratma sürecinin çok zor olduğunu görürsünüz, çünkü ilerlemek istediğiniz her seferinde, sanki bir şeyler sizi geride tutuyormuş gibi hissettirir. Veya başarı noktasına tam ulaştığınızda, her şey dağılır. Suçlu sizin düşüncelerinizdir – farkında olduğunuz düşünceler değil, her gün düşündüğünüz alışkanlığa bağlı, eski, geçmişe - dayanan negatif düşüncelerdir. Çünkü, mucizeler yaratabilmenizden önce, düşüncelerinizin ve niyetinizin birlikte çalışmasını sağlayan bir ‘mucize zihin hali’ yaratmalısınız ve yeni düşünce kalıpları geliştirmek için ‘beyninizi eğitmelisiniz’.

 

Mucizeler listenizi odaklanmış niyet ile okuyun ve okurken sahip olduğunuz düşüncelerinize dikkat edin. Düşünceleriniz umut ve vaat mi dolu yoksa, özellikle mucizelerinizin sonucunu henüz görmediyseniz, şüphe mi dolu? Mucizelerinizin çabasız ve sürekli şekilde gerçekleşmesi için, düşünceleriniz ve niyetiniz birlikte çalışmalı. Öyleyse şüphe yaratan düşünceleri salıverin ve mucize makinesinin yaşamınızda akmasını devam ettirin.

 

24 ncü Gün – Evrensel Yasalar

 

Herkes Çekim Yasasına aşinadır, çünkü onunla ilgili çok fazla şey yazıldı. Ama bilinçli ve bilinçdışı seviyede çalıştığımız 12 Evrensel yasa olduğunu biliyor musunuz? Bu yasalar birbirimizle ve Yaratıcımız ile bağlantımızı, enerji akışını yöneten titreşim enerjisini, Evren’de var olan kutupluluğu (zıtlıkları) ve etrafımızdaki enerjinin bize nasıl karşılık verdiğini açıklar – bizi yönlendirmez, yönetmez veya kontrol etmez, yalnızca yapmasını istediğimiz şeyi yapar.

 

Evrensel yasalar yarattığınız şeye karşılık veren bir şekilde mucizelerinizi tezahür ettirmek için sizinle birlikte çalışır. Evren yargılamaz, sadece sizin enerjinize yanıt verir. Mucizelerinizle tam olarak meşgul oluyor musunuz ve onları yaratacak enerjiyle rezonansa giriyor musunuz? Sizin katılımınız olmadan mucizeleriniz tezahür etmez, kullandığınız enerjiyle başlayın. Düşüncelerinizi ve sözcüklerinizi izleyin, bunlar mucizelerinize ne tür enerji verdiğinizi bilmenizi sağlar.

 

25 nci Gün – Teslimiyet veya Direnç

 

Teslimiyet sözcüğünü işittiğimizde, düşündüğümüz ilk şey ‘vazgeçmek’ ve savaşı kazanamayacağımızı kabul etmektir. Teslim olmak tüm çabalarımızı durdurmak ve vazgeçmek anlamına gelmez;  teslim olmanın gerçek anlamı olan dövüşmeye, mücadele etmeye son vermek anlamına gelir. Teslim olmanın zıttı dirençtir ve bir şeyin çalışması için çok gayret ettiğimiz ve hiçbir şey olmadığında bu enerjinin var olduğunu biliyoruz. Teslim olduğumuz zaman Evrensel enerji ile ilerleriz ve Evren’in bizim için en iyi olan yönü işaret etmesine izin veririz. Bu en hızlı yol olmayabilir, ama en büyük şifayı, rahatlamayı sağlayan yol olacaktır ve mucize üstatlığına ulaşmanın yolu budur.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, direnç gösterdiğiniz alanları belirleyin. Bir mucizeyi tezahür ettirmeye ‘çalışıyor’ ve o işe yaramıyor mu? Teslim olabilir ve size başka bir yolun gösterilmesine izin verebilir misiniz? Direnciniz nerede korku içinde olduğunuzu, bırakmaktan korktuğunuzu ve şeyleri yapmanın yeni farklı yollarını görmekten korktuğunuzu gösterir. Teslim olun, huzuru bulursunuz; Evren siz direnmeyi bırakana ve teslim olana kadar bekler ve sonra sizi mucizelerinizin gerçekleştirilmesinin yönüne yönlendirir.

 

26 ncı Gün -- Bağışlama veya Kızgınlık

 

Her birimizin bir kurban hikayesi, birilerinin acı veya travmaya neden olduğu yaşamımızda bir zaman vardır. Bazen bu kurban hikayeleri geçmiş yaşamın olaylarından bakiyelerdir ve bu yaşamımızın hedefi bağışlamayı ve kurban enerjimizi ruhsal bütünlüğe ve güce dönüştürmeyi öğrenmektir. Kızgın veya incinmiş olduğumuz için kendimizi bağışlamaktan alıkoyarken, bu sadece onu düşündüğümüz her seferinde kurban enerjisini tekrarlamaya hizmet eder. En büyük meydan okumalarımızdan biri herkesi koşulsuz bağışlamaktır ve kendimizi onlarla paylaştığımız enerjiden kurtarmaktır. Eğer bağışlamazsak, o zaman bu enerjinin düşük titreşiminde oluruz, bu da kızgınlıktır. Kızgın olmak bizi güçlü hissettirebilmesine ve bize adalet hissi verebilmesine rağmen, bunu yapmak o kişiyle veya durumla bağlantıları yerinde tutar ve bunu düşündüğümüz her seferinde güçsüzlüğümüzü ve kurban hikayemizi onaylar.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, geçmişi hatırlıyor musunuz ve birilerinin size ‘bağışlanamaz’ bir şey yaptığını hatırlıyor musunuz? Onları bağışlayabilir misiniz,  onları bağışlamak onları haklı çıkarmaz, bu enerjiden ebediyen özgürleşmenizi sağlar. Eğer bağışlamazsanız, kızgınlık içindesinizdir ve bu mucizelerinizin tezahürünü bloke eder.

 

27 nci Gün – Neredeyse Tamamladınız  

 

30 Günde Mucizeler programının sonuna yaklaşıyorsunuz. Şimdiye kadar nasıl gitti? Tezahür eden herhangi bir mucizeniz var mı? Eğer varsa mutlu musunuz? Eğer yoksa vazgeçmeye hazır mısınız? Bu sizin kalıbınızın parçası mı, hayal kırıklığı ve hüsran ile vazgeçmek? Hatırlayın ki çoğu zaman sabır derslerimizden biridir ve hepimiz sabırla ilgili dersler alırız. Sabırlı olmak güven ve imana sahip olunduğunu gösterir, öyleyse eğer mucizeleriniz henüz tezahür etmediyse, sadece sabırlı olun ve tezahür edeceklerine güvenin.

 

Yaşamınızın bazı alanlarında ilerleme gördünüz mü? Zihin halimizi, sesimizi, düşünce kalıplarımızı ve inançlarımızı değiştirmek zaman alır ve uygulama gerektirir. Ve bilinçli çaba olmadan, süreç kısa vadede işleyebilir, ama bundan daha uzun işlemez. Bu programın amacı, yaşamınızda istediğiniz şeyi tezahür ettirebildiğiniz ve bunun gerçekleşmesini sağlamak için Evren ile birlikte çalışabildiğiniz mucize zihin halini yaratmaya ve mucize üstatlığına ulaşmaya yardımcı olmaktır. Bu, uygulama ve sabırla sizin için gerçekleşecektir.

 

Bugünkü mucizeler listenizi gözden geçirme sırasında, mucizelerinizin her birine bakın ve onların hangilerinin gerçekleştiğini görün. Bazen mucizelerin adımlar veya aşamalar şeklinde gerçekleştiğini hatırlayın, mucizenizin bir parçası sizin için tezahür etmiş olabilir. Pozitif kalın, neredeyse bitirdiniz ve şimdi vazgeçmenin zamanı değil. Sonuçlara bakın, bazen sonuçlar süptil olabilir, tezahür ettirmeyi istediğiniz mucizelere odaklanmış kalın.

 

28 nci Gün – Vakumu Doldurmak 

 

İnsan zihni söylediğimiz veya yaptığımız her şeyin, bize söylenen ve yapılan her şeyin sonsuz hafızasına sahip faal bir makinedir. Aslında, zihin nadiren yeni düşünceleri düşünür, o sadece o andaki duruma yakından uyan mevcut düşünceyi toplar. Düşüncemizi dönüştürme bilinçli niyeti olmadan, sadece her gün aynı düşüncelerin varyasyonlarını düşünürüz. Düşüncemizi dönüştürdüğümüz zaman, düşünce kalıplarımızı değiştiriyoruz ve zihne hafızasına ekleyeceği bazı yeni düşünceler vermeliyiz. Eğer vermezsek, bir vakum (boşluk) olur ve vakumdan nefret eden zihin, boşluğu ilk elde ettiği düşünceyle doldurur.

 

Bu Küresel Mucize projesi sırasında, her gün mucize listenizi gözden geçirmeniz istendi. Bunun nedeni, zihnin çalışma şeklidir. Her gün listenizi gözden geçirdiğiniz ve mucizelerinize odaklandığınız zaman, zihninize yapacak bir şeyler sunuyorsunuz ve siz eski düşünce kalıplarını değiştirdiğiniz zaman, zihninize sunduklarınız yaratılan vakumu doldurur. Her gün uygulama yapmak ayrıca enerjinizi geçmişte olan bitenlere değil (geçmiş zihnin en iyi çalıştığı yerdir), ilerlemeye odaklamanızı sürdürür. Öyleyse mucize listenizi her gün görebileceğiniz bir yere koyun ve zihninizi tam şimdi yaşamınızda tezahür eden mucizelere odaklamaya devam edin. Bugün mucize listenizi gözden geçirirken, kaç tane eski düşünceyi değiştirdiğinizi görün, daha pozitif olup olmadığınıza ve yaşamınızda mucizelerin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakın. Bu, düşünce kalıplarınızın değiştiğinin onaylanmasıdır. Tebrikler, Mucize Zihin Halinize adım atıyorsunuz.

 

29 ncu Gün – Sabır ve Zamanlama 

 

Evren ile birlikte çalışmakla ilgili hızla öğreneceğimiz iki şey, Evrensel zamanlamanın insanın zamanlaması ile aynı olmadığı ve sabrın gerektiğidir ve sabır çoğu zaman derslerimizin büyük bir parçasıdır. Hepimiz sabırsız olmaya eğilimliyiz ve her şeyin tam şimdi gerçekleşmesini isteriz, ama Evrensel yasalarla, enerji ve mucizelerle çalıştığımız zaman, şeylerin ilahi zamanlama ile gerçekleştiğini biliriz ve bu deneyimlemeyi istediğimiz zamanlama ile her zaman aynı değildir. Öğreneceğimiz bir şey, her şeyin doğru ve en mükemmel zamanda gerçekleştiğidir ve eğer süreci hızlandırmaya çalışırsak, korku ve şüphe ile sorunumuz olur. Bazen gecikme kılık değiştirmiş bir kutsamadır, olay gerçekleşene kadar onu fark etmeyiz. Ancak berrak olan bir şey vardır, Evreni zorlayamayız, onu acele ettiremeyiz ve onu gitmesini istediğimiz yöne itemeyiz. Çabalayabiliriz, ama sonuçlar istediğimiz gibi olmaz ve çok daha azı bile olabilir.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, ilahi zamanlamanın sizin yararınıza nerde işlediğini görebiliyor musunuz, belki bir şeyleri geciktiriyordur ve size başka bir şey getiriyordur? Nerede bir sabır dersi alıyor olabileceğinizi görebiliyor musunuz? Sabır nasıl beklemek gerektiğini öğrenmek ile ilgili değildir, gücümüze ve gereksinim duyduğumuz şeyi tam olarak doğru zamanda yaratmak için bizimle çalışan hayırsever bir Evrene nasıl iman edeceğimizi öğrenmekle ilgilidir. 

 

30 ncu Gün – Mucizelerinizi Fark Etmek

 

Bu, 30 Günde Günlük Mucizeler küresel mucize programının sonudur. Son 30 günde mucize üstatlığına kişisel yolculuğunuzda size rehberlik eden bilgiler aldınız. Mucize listenizi yarattınız ve sonra enerjinizi mucizeler yaratma yeteneğinizle hizalamak için blokajları uzaklaştırmak için çalıştınız.

 

Mucizeleriniz sizin için tezahür etti mi? Eğer etmediyse, onların geleceklerini bilin. Mucizeleriniz beklediğinizden daha farklı bir şekilde geldi mi? Bazen mucizeler aşamalar veya adımlar halinde gelir ve eğer dikkat etmediyseniz (çünkü daha büyük bir şey umuyoruz), doğru yolda olduğumuzu, mucizemizin yolda olduğunu gösteren küçük şeyleri kaçırabiliriz. Sizin için gerçekleşen küçük şeylere, beklenmeyen kutsamalara, mucizelerinizin gelmekte olduğunu söyleyen aldığınız küçük onaylama örneklerine dikkat edin. Sizin istediğiniz aynı şeyi elde eden birinin onu nasıl almış olduğunu anlattığını dinleyebilirsiniz – bu sizin isteğinizin yolda olduğunun onaylamasıdır, başkalarının aldığının, sizin almadığınızın işareti değil. Her gün sizin için mucizelerin gerçekleşmesini bekleyin, hayal kırıklığına uğramazsınız. Ve süreç içinde mucizeleriniz de gelecektir.

 
Mucizeler yaratma sürecini hızlandırmanın en iyi yolu, her gün yaşamımızdaki her şey için şükran duyarak yaşamaktır. Daha fazlasını istemeden önce, sahip olduklarımız için minnettar olmalıyız. Şükranla yaşadığımız zaman, yaşamlarımızı yaratmadaki sorumluluğumuzu kabul ederiz ve böylece mucizelerimizi tezahür ettirme gücüne sahip oluruz. Evren’in enerjisi şükran ve koşulsuz sevgiye dayanır ve yaşamlarımızda bu enerjilerle yaşayabildiğimiz zaman, mucizevi hayatlar yaşamamıza izin veririz. Bu akışa adım attığımızda, realitemiz üzerinde sahip olduğumuz gücün farkında oluruz.
 
Mucizevi hayatlar yaratmak ve yaşamak kim olduğumuzu hatırlama sürecinin parçasıdır; Evrensel enerjiye ayak uydurarak çalışırken, hayallerimizin yaşamını birlikte – yaratabilen ilahi ve sonsuz ruhsal varlıklarız. Bunu yaptığımız zaman, her yerde herkesin de aynısını yapmasını sağlarız. Bu bizim Evren’e geri armağanımızdır, insanlığın bilincini yükseltmek ve cenneti dünyaya getirmek.

 

Tebrikler, mucize üstatlığına adım attınız. Ve sizlere, mucizevi yaşamınızın her gününde en muhteşem kutsamaları diliyorum.

Jennifer Hoffman
Uriel Heals

 

http://www.30daystoeverydaymiracles.com/

 

(Çeviri: Saffet)

 

 

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/12/2008 - 30 GÜNDE MUCİZELER(devam)

11 nci Gün -- Fikirler

 

Fikirlerimiz, kendimiz ile ilgili sahip olduğumuz inançları ve başkalarının adapte olduğumuz inançlarını kapsar. Diğerleri başkalarının pozitif fikirlerine sahip olabilirken, bizim hatırlayabildiklerimiz negatif fikirler olabilir; yeteneksizliğimizi, değersizliğimizi ve hatalarımızı onaylayan o negatif inançlar. Yaşamımızın herhangi bir anında birilerinin bizim için kullandığı, başarılı olamayacağımız, istediğimiz şeyi yaratamayacağımız veya hatta yaratmaya çalışamayacağımız anlamında yorumladığımız basit bir ifade, yaşamımızın her alanını etkileyen bir inanç yaratır.

 

Bugün, mucizeler listenizi gözden geçirirken, başka birilerinin fikrinden dolayı başaramayabileceğinizi düşündüğünüz bazı mucizeler olup olmadığına bakın. Bir zamanlar birinin size mucizeler yaratamayacağınız inancını yaratan bir şeyler söylediğini hatırlıyor musunuz? Kendinizle ilgili, değerliliğinizi ve yaşamınızda mucizeler yaratma yeteneğinizi onaylayan yeni bir fikir yaratabilirsiniz. Bunu bugün yapın ki, böylece negatif fikirleri, pozitif fikirlere dönüştürebilirsiniz.

 

12 nci Gün – Kendi İyi Şeylerinizi Yaratın 

 

Yaşamınızdaki her şeyi siz yaratırsınız ve sadece siz yaratabilirsiniz. Başka hiç kimse sizin için bir şeyler ‘yapamaz’ veya sizin için bir şeyleri gerçekleştiremez. Eğer bir kurtarıcı veya yaşamınızı daha iyi yapacak birini arıyorsanız, istediğiniz şeyi bulamadan kendinizi bir durumdan diğerine, bir insandan diğerine gider durumda bulursunuz. Yaşamınızda yaratmayı istediğiniz iyi şeyler sizinle başlar. Başkaları buna katılabilir, ama bunun gerçekleşmesi için niyeti ve enerjiyi siz oluşturmalısınız.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, yaşamınızda size gelmesini istediğiniz kendi iyiliğinizin, tüm mutluluğunuzun, neşenizin, huzurunuzun ve sevginin yaratımından kendinizin sorumlu olduğunuzu hatırlayın; bunların gerçekleşmesi için ettiğiniz niyetler ve verdiğiniz enerjiyle. Mucizeler listenizi iyi şeyler yaratmaya bir adım olarak görün, o zaman sürece katılacak olan durumları ve insanları çekersiniz.

 

13 ncü Gün – Kurban Zihin Hali

 

Kurban paradigması insan deneyimimizin bir parçasıdır. Her insanın değersiz, küçümsenmiş veya güven eksikliği hissettiği yaşamının bir alanı vardır. Bu bize kontrol dışında olduğumuz veya başkalarının bizden yararlandığını hissettiğimiz alanları bize gösterir. Ama başka bir seviyede, gücümüzü başkalarına verdiğimiz veya kendi yaşamımızda gücümüzü kullanmadığımız alanlarda bir kurbanız. Bu alanlar bize görmezden gelemeyeceğimiz şekillerde gösterilir ve bizim için ders istediğimiz şeyleri yaratmak ve gücümüzü başkalarına vermeye son vermek için yaşamımızda kendi gücümüzü kullanmayı öğrenmektir.

 

Bugün listenizi gözden geçirirken, bunu daha önce yapamamış olduğunuz için kurban gibi hissediyor musunuz, başkalarının sizi bloke ettiğini hissediyor musunuz veya kendinize zaman bırakmayacak şekilde insanlara ve durumlara birçok vaatlerde bulunuyor musunuz? Gücünüzün kontrolünü nasıl ele geçirip yaşamınızda bir galip olabilirsiniz? Gücünüz, ona bağlanmanız için her zaman oradadır, böylece mucize üstatlığınıza adım atabilirsiniz ve gücünüzün farkında varma, kabullenme bu süreçteki ilk adımdır.

 

14 ncü Gün – Hangi Ses Daha Yüksek

 

Hepimiz iki sese sahibiz, istediğimiz şeyi beyan eden dış sesimiz ve geçmiş hayal kırıklıklarımızı veya hatta mahcubiyetlerimizi işaret ederek çoğu zaman geçmişte ne yapmış olduğumuzun, bunun bizim için nasıl işlemeyebileceğinin bir hatırlatıcısı olarak hizmet eden iç sesimiz. Bu ses ‘iç sesinizdir’ ve size ait olmayabilir, başkalarının size söylediği şeyleri veya hatırlamadığınız geçmiş olaylara dayanarak, yetenekleriniz veya değeriniz ile ilgili sahip olduğunuz kabullenmeleri temsil edebilir.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, iç sesiniz mucizeleriniz ile ilgili neler söylüyor? Şüpheyi, korkuyu veya inançsızlığı mı ifade ediyor? İç sesinizi dinleyin, çünkü o mucizeler yaratmanızı engelleyen sestir. İç ve dış sesiniz dengede olduğu zaman, mucizeleriniz işler. Dengede olmadığında, sürekli olarak bir şeyleri yaratmayı isteyerek mücadele edersiniz ve iç sesiniz tarafından temsil edilen kendi korkularınız tarafından durdurulursunuz. Mucizelerinizin çabasız ve korkusuz tezahür etmesi için güvenli bir yer yaratmak için bu iki sesi nasıl dengeleyebilirsiniz?

 

15 nci Gün – Büyük Düşünün

 

Evren her dileğimize karşılık verir ve eğer istediğimiz şeyi tezahür ettirmiyorsak, çoğunlukla bu istemediğimiz için değildir, yeterince istemediğimiz içindir. İstediğimiz şeyin çok fazla olup olmadığını veya istediğimiz şeyi alıp almayacağımızı merak edip isteyerek onu yargıladığımız zaman, kendimizi sınırlıyor oluruz. O zaman Evren korkularımıza karşılık verir, arzularımıza değil.

 

Bugün listenize bakın ve mucizelerinizin her biri için, gerçekten istediğiniz şeyi istemiş olduğunuzdan emin olun. Yeterince büyük düşündünüz mü? Sahip olabileceğiniz şey yerine arzuladığınız şeyi istediniz mi? Potansiyeliniz korkularınızla sınırlıdır, öyleyse yapabileceğiniz kadar büyük düşünün, sonuçlar sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.

 

16 ncı Gün – Neye İnanıyorsunuz

 

İnançlarınız realitenizi yaratır, çünkü sözcükleriniz ve eylemleriniz inançlardan ortaya çıkar. Bu kendinizle, yeteneklerinizle, etrafınızdaki dünyayla, potansiyelinizle ve hatta Evren’in (Tanrı’nın) sizi ne kadar sevdiği ile ilgili inandıklarınızı kapsar.  İnandığınız her neyse yaşamınızda tezahür eder, inançlarınızın bilincinde olmasanız bile. Onlar yine de yaşamınızda tezahür eder.

 

Bugün listenizi gözden geçirirken, mucizelerinizi nasıl gerçekleştirebileceğiniz ile ilgili sahip olduğunuz inançları düşünün. Hatırlayın, bunu yalnız yapmıyorsunuz, siz Evren ile birlikte – yaratıcısınız ve spiritüel partnerlerinizin yardımına sahipsiniz. Eğer bunun nasıl gerçekleşeceği veya bunu başarıp başaramayacağınız ile ilgili inançlarınız varsa, güçlü olduğunuzu ve kendi realitenizin sorumlusu olduğunuzu kendinize hatırlatın. Şüpheyle ilgili olan tüm inançları, gücünüzü onaylayan inançlarla değiştirebilirsiniz.

 

17 nci Gün – Şükran İçinde Yaşamak

 

Yaşamınızın herhangi bir veçhesinde yanlış olan bir şey olmadığı için, pişmanlık duyacak, korkacak veya daha farklı bir şekilde yapmayı dilediğiniz hiçbir şey yoktur. Zamanın her anında yapabileceğinizin en iyisini yaparsınız. Ve yaşamınızdaki her şey sizin yaratımınızdır. Her insan ve durumun size verecek bir dersi ve kutsaması vardır. Onlar için minnettar olabilir misiniz? Yaşamımızın her veçhesini dönüştürebilmemizden önce sahip olduklarımız için minnettar olmayı öğrenmeliyiz. Şükran bizi Evrensel enerji akışına sokar ve istediğimizin şeyin fazlasını bize getirir. Yaşamınızdaki nefret sadece daha önce sahip olduğunuzun fazlasını getirecektir.

 

Bugün listenizi gözden geçirirken, yaşamınızda şükran duyacağınız en az beş şey bulun. Bu program için bile minnettar olabilirsiniz, görebildiğiniz, okuyabildiğiniz, işitebildiğiniz, yürüyebildiğiniz, bugün yeterince yiyeceğe sahip olabildiğiniz gerçeği için şükran duyabilirsiniz. Her gün üzerine ekleme yapacağınız kendi şükran listenizi yaratın. Minnettarlığı uygulayın, şükran duyabileceğiniz şeylerin sonsuz akışını yaratmaya yardımcı olur.

 

18 nci Gün – Kendinize İnanın

 

Realitemizin mimarı olduğumuzu unuttuğumuz zaman, yaşamayı istediğimiz hayatı yaratmaları umuduyla gücümüzü verdiklerimiz tarafından hayal kırıklığına uğratılabiliriz. Burada bizim için ders kendimize, kendi gücümüze ve yeteneklerimize inanmaktır. Yaşamımızdaki her iyi şey, her mucize kendinize ne kadar inandığınızla ve hayallerinizi yansıtan bir realiteyi yaratma gücünüzü kullanmaya ne kadar istekli olduğunuzla başlar.

 

Mucizeler listeniz kendinize, yeteneklerinize ve yaşamınızı dönüştürme istekliliğinize güçlü bir inancı temsil eder. Bugün listenizi okurken, kendinize inanın. Listenizin kalbinizin arzularını, sizin için önemli olan ve yaşamınızda istediğiniz şeyleri temsil ettiğini bilin. Başkalarının mucizelerinizle ilgili düşündükleri önemli değil, bunlar sizin için önemli ve kendinize inandığınız zaman tüm gücünüzü ve niyetinizi mucizelerinizin gerçekleşmesini sağlayacak enerjiye verirsiniz.

 

19 ncu Gün – İmanınızı Devam Ettirin 

 

Bildiğimiz şeye iman etmek kolaydır, görülmeyene veya henüz gerçekleşmemiş olana iman etmek kolay değildir, özellikle eğer daha önce deneyimlemiş olduklarımızdan farklı ise. Mucizeler yaratmak iman gerektirir, çünkü yaşamınızda her zaman olan şeyden, sizin için var olmanın yeni bir haline geçişe, hayallerinizin gerçekten başarıldığı ve yaşamınızda tezahür edebileceği yere bir adım ilerdedir. Ancak, henüz gerçekleşmemişlerse, onların gerçekleşeceğini bilme yerinde kalma, iman gerektirir.

 

Büyük öğretmen bir hardal tanesi kadar imanınız olsa, dağları yerinden oynatabilirsiniz demişti. Ne kadar imana sahipsiniz? İmanla her şeyin mümkün olacağına inanıyor musunuz? Mucizeler yaratmak için gereken imandır. Listenizi okurken, imana sahip olmanın, mucizelerin doğru zamanda, doğru sırada gerçekleşeceğine güvenmek olduğunu hatırlayın. İmana sahip olun ve istediğiniz şeye odağınızı devam ettirin.

 

20 nci Gün – Olma Hali

 

Olmayı istediğiniz kişi olmalısınız ve sonuçları anında görmeseniz bile mucizelerin gerçekleştiğine inanmalısınız. Bazen bu, özellikle üstesinden gelinecek eski inançlarınız olduğunda, kendinizi ikna etmeyi gerektirir. Herhangi bir şeyin yaşamınızda tezahür edebilmesinden önce, onun için enerji yaratmalısınız. Olmayı istediğiniz kişi olabilir misiniz? Mucizelerinizin tezahür etmesi için beklemek zorunda değilsiniz, hatırlayın, siz onları ister istemez mucizeler yaratılır. Yaşamınızda mucizeler gerçekleştiğinde olacağınız kendine güvenen, neşeli, isteğini gerçekleştirmiş insan olmaya bugün başlayın.

 

Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, onların tezahür etmesine yardımcı olmak için nasıl olmalısınız? Kendinize güvenen biri mi olmalısınız, güvenilir biri mi, daha kuvvetli, daha etkileyici biri mi, enerjinizin nereye gittiğine daha çok dikkat eden biri mi? Bugün başlayın, çünkü bu, niyeti oluşturmaya ve mucizelerinize odaklanmanıza yardımcı olur. Mucizeleriniz kalbinizin arzularıdır ve içinizdeki olmayı beklediğiniz kişiyi yansıtırlar. Siz mucizelerinizsiniz ve mucizeleriniz de siz. Her zaman olmayı istediğiniz kişi olun ve bırakın mucize enerjisi yaşamınızda aksın.

 



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->